Müzedeki Sır – Allahaısmarladık Asya (2019)

Müzedeki Sır

Başlamadan:

Kitaplarımın neredeyse tamamı koliler içinde taşınmayı beklediğinden, şu ara ya özellikle ayırdığım ya da bir şekilde bu kolilere girememiş olanlardan seçiyorum okumalarımı mecburen.

Korona virüs salgını nedeniyle iki gün sokağa çıkma yasağı ilan edildi 11-12 Nisan için. Daha öncesinde de kronik rahatsızlığı bulunanların evden çalışması istendiğinden işimle ilgili çalışmaları 17 Mart’tan bu yana evden yürütüyorum zaten. “Evde Kal!” çağrısı üzerine temel ihtiyaçların temini dışında çok fazla dışarıya çıkmamaya çalışıyorum. Ders çalışmak ve kitap okumak için bulunmaz zamanlar ortaya çıktı bu vesileyle.

Evet ders çalışıyorum şu aralar ancak arada bir şeyler de okumak istiyorum, ihtiyaç duyuyorum. Aktif dinlenme molaları yaparak yapmaya çalışıyorum bunu da. Sade, okuması nispeten daha kolay olanları seçmeye çalışıyorum bu yüzden de. Böylesi bir ruh halinde kitaplıktan çekip aldığım bir kitaptı Müzedeki Sır – Allahaısmarladık Asya.

* * *

İnternet üzerinden alışveriş yaptığım yerlerden biri olan www.kitapyurdu.com sitesinde Yeditepe Yayınevi’nin kitaplarında epeyce indirim olmuştu bir ara. İşte o indirim günlerinde (29 Ocak 2020) almış olduğum kitaplardan biri de buydu.

Dijital dünya ile ilişkilenmeye çalışırken bir yandan da eğitimine devam ettiğim “kültürel miras” altında da okumalar yapmaya çalışıyorum. O kadar geniş bir perspektif ki hangi kitabı alsan içine giriyor. Ben mitoloji, arkeoloji gibi eskiye dair okumayı şu ara daha çok seviyorum. Kitabın başlığındaki “müze” bile bu yüzden tek başına çekici gelmişti.

Kitabın hedef kitlesi “Ortaokul seviyesindeki öğrenciler” olarak önceden belirtilmiş ve yetişkin biri olarak çok şey beklemem konusunda gizlice uyarılmış isem de “tarih meraklıları”  ifadesine dayanarak okumak istedim.

“Ortaokul seviyesindeki öğrencilere tarihi sevdirmek ve tarih dersini anlaşılır hale getirmek ciddi bir ihtiyaçtır. Bu bağlamda olayları hikâyeleştirmenin, dramatize etmenin, çocukları tarihin içine alarak tarihsel empati kurdurmanın yararları inkar edilemez. Müzedeki Sır Allahaısmarladık Asya kitabı bu tarz bir öğretiyi hedeflemektedir. Askeri müzede yaşanan gizemli bir olaydan yola çıkılarak, Türklerin Asya kıtasından Anadolu’ya gelişleri ve burayı bir vatan yapmaları süreci çeşitli kurgusal ögeler kullanmak suretiyle okuyucunun beğenisine sunulmaktadır. Vatana dönüştürme sürecinde Türklerin Anadolu’nun kültürüne kattıkları maddi ve manevi değerler de bu vesile ile gündeme getirilmektedir.

Öğrenciler ve tarih meraklıları, Emel Engin’in 25 yıllık bir tarih öğretmeni olarak edindiği birikimleri yansıtan bu kitabını severek okuyacaklardır.

* * *

Adını ilk kez bu kitapla duyduğum Emel Engin hakkında kitapta kısa da olsa hakkında bir bilgi bulunmaması kötü -umarım diğer kitaplarında vardır-. Bu yüzden kendi çabalarımla edindiğim bilgileri Tarihi sevdirmeye çabalayan bir öğretmen: Emel Engin yazımda paylaştım. (1)

* * *

Müzedeki Sır – Allahaısmarladık Asya, Yeditepe Yayınevi’nin 305, Tarihi Roman alt grubunun da 5. kitabı. Üçüncü hamur kâğıttan sayfalara ve karton bir kapağa sahip, 192 sayfadan oluşuyor. 13,5 x 21 cm ölçülerinde. ISBN kodu da 978-605-9787-55-0.

Kasım 2016 tarihli birinci baskısı olan kitap, romanında geçtiği Çağrıbey Ortaokulu’nda Tarih öğretmenliğini sürdüren Emel Engin’in üçüncü kitabı. Tasarımını Sercan Aslan’ın yaptığı hoş da bir kapağı var.

Oku-yorum:

Kitabın roman kısmı18 bölüm şeklinde 183 sayfa olarak yer alıyor. Romanın sonunda ise Neslihan öğretmenin öğrencilere dağıttığı not defterinde yer alan bilgilerin aktarıldığı aslında kitabın bir özeti gibi olan 7 sayfalık bir not bulunuyor. Son sayfada bir de Kaynakça var.

Kitabın adı ve arka kapakta yer alan tanıtım yazısındaki “askeri müzede yaşanan gizemli bir olaydan yola çıkılarak” ibaresi, insana bir müzedeki heyecan dolu maceraları yaşatacakmış hissi verse de bunun sadece kitaba biraz gizem katmak için yapılmış olduğu, okurken anlaşılıyor. Kitap aslında bir gençlik romanı. Ancak, keyifli bir kurgu eşliğinde bir yandan da kültürel mirasın yaşatılması adına basit, sade ama bir o kadar da keyifli bilgiler veriyor. Ana teması Anadolu Selçukluları.

* * *

Roman, Çağrıbey Ortaokulu’nda okuyan bir öğrenci grubunun heyecanla askeri müzedeki gizemli bir eseri aramaları ile başlıyor. Grubun lideri olan Doğukan, müze komutanı babasının bir konuşmasına kulak misafiri olur. Babasına yardımcı olmak için yaptığını söylese de çocukça bir macera heyecan olduğu bir daha bu konuyu dile getirmemesinden anlaşılmakta. Yazar da muhtemelen kitabı ilk başta ilgi çekici hale getirmek istemiş olmalı ki böyle bir konuyu hatırlatmış. Barnabas İncili… Gençlerden daha çok ileri yaşlardaki okuyucular için bir heyecan yaratacağını düşünüyorum.

1980’de Hakkari’de bir mağarada bulunduğu basına yansıyan İncilin Barnabas İncili olduğu iddia edilmişti. İddiaların içinde bu İncilin Genelkurmay Başkanlığı Özel Kuvvetler Komutanlığı’nca saklandığı ve korunduğu da vardı. (2) Defalarca sansasyonel haberlere konu olan, devamında bir çok kitaba ve filme ilham vermiş olan bu İncil’in bir çok gizli örgütü harekete geçirdiği, bir çok gizemli ölüm ve kayıplarla ilgisi olduğu da yazılıp çizilmişti. (3)

Roma Katolik Kilisesi öncülüğünde İznik Konsili’nin bir toplantı yapar ve karar olarak “Kanonik İnciller”* diye adlandırılan Matta, Markos, Luka ve Yuhanna’nın dışında kalan İnciller’in ortadan kaldırılmasına karar verir. (4)

Barnabas İncili ise Müslümanlarca teslis inancını ve İsa’nın tanrılığını kabul etmediği, İbrahim’in İshak’ı değil de İsmail’i kurban ettiğini, İsa’nın çarmıha gerilmediğini söylediği, Muhammed’in geleceğini müjdelediği için hak İncil (5); Hıristiyanlarca da tarihi metinler olup kutsal niteliği olmadığı, dine zarar vermek için üretilen uydurma metinler olduğu gerekçesiyle yasaklanmış İncillerden sayılmış. (6) (7) Varlığı Vatikan tarafından kabul edilip, içeriği kabul edilmediğinden de “Apokrif İncil” olarak adlandırılır.

* * *

Kitabın asıl teması dediğim gibi Anadolu Selçukluları. Öncesindeki Büyük Selçuklu Dönemi ile Selçuklu sonrası Beylikler dönemine de süreci anlatabilmek için dokunarak anlatan çok hoş bir tarihi roman olmuş. Bu süreçleri sınıfta oluşturulan çalışma gruplarının hazırlayıp sundukları proje ödevleri şeklinde aktarmış Emel Engin. Tarihçiliğini öğretmenliği ile çok güzel harmanlamış.

Bu sunumlar aracılığıyla Türklerin Orta Asya’dan çıkma ve Anadolu’ya yerleşme süreçlerinden yola çıkarak Büyük Selçuklu Devleti, Anadolu Selçuklu Devleti, Beylikler gibi yapıları, Malazgirt Savaşı, Pasinler Savaşı gibi tarihsel olayları, Mevlana, Yunus Emre, Ahî Evran, Nasrettin Hoca gibi tarihe damga vurmuş isimleri okuyucuya keyifli bir şekilde vermeye çalışmış. Bence başarılı da olmuş.

Bütün bunlarla birlikte Kayseri, Konya ve İstanbul özelinde tarihi yapılardan bahsedilmiş olması görülmesi gereken yerleri de işaret ediyor bir anlamda, bir gezi rotası sunuyor. Birçok kitabın ismini anarak kaynakça şeklinde okuma önerilerinde de bulunuyor.

Bir de satırların aralarına özenle serpiştirilmiş öğrencilik, arkadaşlık, aile bağları, gelecek, çalışma vb. ile ilgili mesajlar çok hoş. Okuyan genç arkadaşlarda karşılık bulacağını düşünüyorum. Hamaset olsa da bizim üzerimizde büyük etkisi olduğunu düşündüğüm bir yaklaşım da yer almış kitapta.

Kitapta adı geçen Türk büyüklerinden Yunus Emre, hemşerim olur. Kitapta da geçen “Gelin tanış olalım, / İşi kolay kılalım, / Sevelim sevilelim,  / Dünya kimseye kalmaz” dörtlüğü Eskişehir’in sloganıdır. Bir de “İlim ilim bilmektir, / İlim kendin bilmektir, / Sen kendini bilmezsin, / Ya nice okumaktır”. Bu söze çok benzer babamın da bir deyişi vardır: “Âdemoğlu ilimi ilim bilmezse, / Yüz dört kitap ile dolsa ne olur, / Hakkın verdiğine şükür etmezse, / Kâbe’yi yanında bulsa ne olur. – Âşık Sefîli”. Onunla ilgili bir site çalışmam var tamamlayabilirsem paylaşmak isterim. Yunus Emre ile ilgili özellikle bir gün bu konuda yetkin gördüğüm ve babamın da keyifle okuduğu Abdülbaki Gölpınarlı’yı liste başı yaparak okuma yapmak istiyorum. Kitapta da yer alan “Gel gör beni aşk neyledi” ve “Bana seni gerek seni” deyişleri defalarca okunulası muhteşem hazineler.

Okuma önerisi yapılan kitapların bir kısmı son sayfadaki “Kaynakça” bölümünde yer alsa da bazıları romanın içerisine serpiştirilmiş durumda. Yayınevleri ve yayımlanma yılları kitapta belirtilmemiş olup, bu bilgiler kitapları tararken yapmış olduğum tespitlerdir.

Osmanlı’dan Önce Onlar Vardı-Türkiye Selçukluları (Mehmet Ersan-Mustafa Alican, Timaş Yayınları, 2013), Türkiye Selçuklu Devletinin Dağılışı (Mehmet Ersan, Birleşik Dağıtım Kitabevi, 2010), Selçuklular Tarihi ve Türk-Islâm Medeniyeti (Prof. Dr. Osman Turan, Ötüken Neşriyat, 22. Baskı, 2019), Anadolu’nun Fethi ve Türkleşmesi (Prof. Dr. Mustafa Kafalı, Berikan Yayınevi, 2013), Eski ve Modern Türkler (Mustafa Celalettin Paşa, Kaynak Yayınları, 2014).

Resim1

Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’den Mesnevî (Benim bu konudaki önerim Ahmet Avni Konuk’un 13 ciltlik Mesnevi-i Şerif Şerhi), Dîvân-ı Kebîr (Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2008), Mecâlis-i Seb’a (Abdülbaki Gölpınarlı, İnkılâp Kitabevi, 2010) ve Mektûbat (Karatay Akademi Yayınları, 2013); Nizamül Mülk’ten Siyasetname (Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2009)’si de öneriler arasında.

Resim2

Kaynakça’da bunların dışında Türkler (Yeni Türkiye Yayınları, 2002) ile Sarıköylü Yunus Emre (Eskişehir Valiliği, 2010)’de var. Yayın ve Danışma Kurulu’nu gördükten sonra çok önceleri mutlaka edinmem gerek dediğim 21 ciltlik bir ansiklopedi bu Türkler.

Resim3

2-a5b80cc1cf

3-4b271972e1

* * *

Geleceğin eğitim sistemi ve okullarını da kurgulamış Emel Engin. Sanal gerçekliğin uygulandığı sınıflar, öğrencilerle bütünleşmiş öğretmenler, Toy-Gum denilen bir uygulamalı eğitim merkez var ki, kesinlikle gitmek isteyeceğimiz bir yer. Bu merkezin açılımının ne olduğunu ilerleyen sayfalarda bulabiliyorsunuz. Sanırım gizem yaratma işini seviyor yazar. Henüz sinemalarda olsa da 11-D’lerle yaşatılan sanal gerçekliliğe bakınca Toy-Gum’daki uygulamalar insanı keyiften mest eder elbette.

O gün ki okulların hepsine Türk büyüklerinin isimleri verilmiş ve o okullar adını aldığı büyüğün konusunda eğitim veriyor: Çağrı Bey’de sosyal bilimler, Oktay Sinanoğlu’nda kimya, Cahit Arf’ta matematik, Metin Oktay’da futbol… Ayrıca bütün çocuklar çok erken yaşlarda takip edilerek yeteneklerine göre bu okullara giriyorlar, sınav falan da kalkmış. Keyifli bir kurgu olmuş.

Kelimelerin anlamları için okullarda yararlanılan kaynağın halâ Türk Dil Kurumu’nun Türkçe Sözlük’ü olarak kalmış olması da ayrı bir keyif olmuş.

Romanın başkahramanı Neslihan Hoca, her ne kadar teknolojik yaşamı kanıksamış biri olsa da eskilere özlem de duyan biri. Bunu sınıfa kurduğu kitaplı kütüphaneden, Keloğlanın evinde geçirdikleri günden aldığı keyiften anlamak mümkün. Modern dünyanın nimetlerinden yararlanırken kültürel varlıklarımızdan uzaklaşmamak gerekiyor. İnternette çok dolaşan bir söz bu anlamda çok hoşuma gider: “Sen köylerden kaç sonra da kişi başı 100,00 TL ver köy kahvaltısı yap.”

* * *

Kitapta tebessümle yakaladığım birkaç husus oldu. Bunlardan biri, teknolojinin üst düzeyde kullanılmasına rağmen İstanbul’un trafik sorunun halâ devam ettiği. Ulaşımda bildiğimiz yöntemlerin dışında uçan taşıtlara da geçilmiş ancak bu kez de hava trafiğinde sıkışıklıklar yaşanmaya başlamış. Gelecekte de sanırım bu sorun çözülemeyecek gibi.

Bir diğer husus da bütün veliler ve öğrencilerin uyum içerisinde olması, eğitim bilincinin daha ortaokul seviyesinde verilmiş olduğu, çocukça davranışların yerini daha bilgiççe tavırlara bıraktığı. Sanki mekanik bir yaşam biçimi hâkim olmuş düzene. Bir Güneş Ülkesi, bir Ütopya havası esiyor, Le Guin’in dünyasına götürüyor.

Not alı-yorum:

  1. “Bu milletin evlatlarının fedakârlıkları, kahramanlıkları için bir ölçü bulunamaz – Atatürk. Atatürk bu sözü 19 Eylül 1921’de söylemiş, bu yüzden de 19 Eylük Gaziler Günü olarak seçilmiş. (s.19)
  2. Mahmut zamanında Galatasaray Lisesi’nde derslere giriş çıkış uyarıları tanburla yapılırmış. Okulun bahçesinde heykeli de bulunan Tanburcu Ahmet Ağa çok güzel çalarmış ancak çaldığı tanbur daha çok bir nevi trampetmiş. (s.46)
  3. “Bu dünyada hiç kimse sevilen bir varlığın hayatı ya da kendi hayatı dahi olsa bir şeyler kaybetmeye razı olmadan hiç bir şey kazanamaz.” (s.49)
  4. “Dünya tek bir devlet olsa, başkenti İstanbul olurdu – Napolyon Bonaparte (s.58)
  5. “Hak’tan alırız halka saçarız, hiçbir şeyi kendimize mâl etmeyiz – Mevlânâ (s.62)
  6. “Gel! Gel! Ne olursan ol, gel! İster kâfir, ister Mecûsi, ister puta tapan ol, gel! Bizim dergâhımız ümitsizlik dergâhı değildir. Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel! – Mevlânâ(s.62)
  7. “Semazenlerin başındaki küllâh mezar taşı, sırtlarındaki hırka mezarı, elbisesi kefenidir. Aşk pervaneleri gibi dönerler dünya malından soyutlanmışçasına. Sema, bütün âlemlerin güneşi Allah’ın huzurunda yapılan bir devri âlemdir.” (s.63)
  8. “Başkalarının kusurlarını örtmede gece gibi ol. Cömertlik ve yardım etme konusunda akarsu gibi ol. Hoşgörülülükte deniz gibi ol. Tevazu ve alçakgönüllülükte toprak gibi ol. Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol. Şefkat ve merhamette güneş gibi ol. Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol. – Mevlânâ(s.64)
  9. “İnsanoğlu… Sadece kendini düşünen insanların yer aldığı toplumların gelecekte karşılaşacakları sonu göremiyor mu?” (s.65)
  10. “Cahil kişi gülün güzelliğini görmez, gider dikenine takılır. – Mevlânâ(s.69)
  11. “Bir milleti derinlemesine incelemek için, varoluşunun değişik dönemlerini de gözlemlemek gerekir; dolayısıyla geçmişinin bilinmesi, bu inceleme için kaçınılmaz bir şarttır. – Mustafa Celâlettin Paşa(s.73)
  12. “Mevlânâ Celâleddîn-î Belh-î Rûmî’nin Doğumunun 800. Yıl Dönümü” 2007 UNESCO Anma ve Kutlama Yıl Dönümleri arasına alınmış. (s.126) 1981 yılında “Mustafa Kemal Atatürk’ün Doğumunun 100. Yıl Dönümü” münasebetiyle alınmasından sonra onlarca Türk büyüğü UNESCO Anma ve Kutlama Yıl Dönümleri arasına alınmıştır, alınmaktadır.  (8)
  13. Erciyes Dağı’na “Uzaklaştıkça yakınlaşan, yakınlaştıkça uzaklaşan dağ” deniliyormuş. (s.130)
  14. “Cimrilik kapısını bağlayıp, iyilik (lütuf) kapısını açtınız mı? Kahır ve zulüm kapısını bağlayıp, bilim ve mülayemet kapısını açtınız mı? Hırs kapısını bağlayıp, kanaat etme ve razı gelme kapısını açtınız mı? Tokluk ve lezzet kapısını bağlayıp, nefsinizi kırma kapısını açtınız mı? Halktan yana kapınızı bağlayıp, Hak’tan yana kapınızı açtınız mı? Herze ve hezeyan kapısını bağlayıp, hüner ve ustalık kapısını açtınız mı? Yalan kapısını bağlayıp, doğruluk kapısını açtınız mı?” Bir törenle yapılan bu yeni ustaların seçilmesi, yeni usta olacak ve dükkân açacak kişinin ustası bu soruların tamamına evet demesi ile olurmuş. Ardından şerbetler içilir, peştamallar bağlanırmış. (s.135)
  15. “Eşine, işine, aşına özen göster – Ahî Evran(s.142)
  16. “Savaşlar insan haklarının en büyük düşmanıdır” (s.169)
  17. Türk tarihinde denizcilik faaliyetlerine ilk defa Çakabey sayesinde başlanılır. (s.176)
  18. Neslişah öğretmene büyükannesinin öğüdüdür: “İnsan kalbi çocukken henüz bembeyazdır. Sen bu beyazlığa sakın ola ki siyahlık karıştırma. Kalbi kararırsa öğrencinin bir daha beyazlatamazsın. Sana hep o kara kalbiyle bakar. Kararan kalbin önüne inen perdelerden yaklaşamazsın öğrencine. İşte o zaman kendini sorgularsın ben ne yaptım diye? Şunu bil ve ona göre davran. Senin amacın bilgini satmak. Bilgini sattığında ise alacağın karşılık beyaz bir kalp. Beyaz kabin içinde sevgi var, saygı var. İşte bunları görebiliyorsan, sen başarmışsındır.” (s.178)
  19. “Birlikte fotoğraf çektirip, aynı anda objektife gülümsemenin hazzı daha fazla. Birlikte geçirdiğimiz her dakikayı hatırlatıyor; kıymeti daha çok artıyor.” (s.182)  

Başvurular:

  1. Emel Engin’in Yaşam Öyküsü,
  2. Vatikan Türkiye’de bulunan sır İncil’i istedi,
  3. Barnabas İncili Ve Şüpheli Ölümler
  4. Kanonik İncil nedir?
  5. Barnaba İncili
  6. Apokrif Nedir?
  7. Apokrif İnciller Gizli Tutulmuş Gerçekler mi İçerir?,
  8. UNESCO Anma ve Kutlama Yıl Dönümleri

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s