STEPHEN CRANE (1871-1900)

4 Nisan 2020 – Ankara

140630_r25195

Amerikalı şair, romancı ve kısa öykü yazarı olan Stephen Crane, 29 yıllık kısacık yaşamını oldukça üretken geçirir. Amerikan edebiyatında önemli bir figürü olarak kabul edilen Crane’i Conrad ve James gibi çağdaşları ile Robert Frost, Ezra Pound ve Willa Cather gibi daha sonraki yazarlar “zamanının en iyi yaratıcı ruhlarından biri” olarak görürler.

Bir Amerikan klasiği haline gelen The Red Badge of Courage romanı ile tanınmasına rağmen, asıl ustalığı kısa öykülerdir. Bunun yanın da şiirleri ve gazeteciliği de bulunan Crane, Ernest Hemingway gibi 20. yüzyıl yazarları üzerinde derin bir etki bırakarak Modernistlere ve İmgecilere ilham verdiği düşünülür.

Günümüz eleştirmenleri tarafından da neslinin en yenilikçi yazarlarından biri olarak kabul edilen Crane’in eserleri genel olarak Natüralizm, Amerikan Gerçekçiliği, İzlenimcilik veya üçünün bir karışımı olarak kategorize edilir. Yazılarının ortak teması korku, manevi krizler ve sosyal izolasyon olarak nitelendirilir.

* * *

1 Kasım 1871 New Jersey doğumludur. Kalabalık bir aileye mensuptur ve ailenin ondördüncü ve son çocuğudur.

Ailesi oldukça dindardır. Babası daha sonra Drew Methodist Church kilisesinin papazı olan Metodist bir vaiz, annesi de aynı inancın kadın birliği sözcüsüdür.  Çocukluğu dini eğitimle geçse de, babasının ölümü nedeniyle annesinin inzivaya çekilmesi ve Crane’i kardeşlerine bırakmasından sonra yaşamı değişir. New York Tribune ve Associated Press gibi gazetelerde bölüm başkanlığı yapan kardeşi Townley’den etkilenerek gazeteciliğe merak salar.

Yazmaya dört yaşında başlar ve 14 yaşındayken ilk bilinen hikâyesi Uncle Jake and the Bell Handle’ı yazar. 16 yaşına kadar da çeşitli makaleleri yayınlanır.

1885’in sonlarında, yatılı bir okula kaydolsa da ailede peşpeşe gelen ölümlerden çok sarsılır ve okuldan ayrılmak zorunda kalır.

1888 yılında yarı askeri okul olan Claverack College’e yazılır. Buradaki yılları için daha sonra “farkında olmasam da hayatımın en mutlu dönemi” diye yazar. Matematik ve fen bilimlerinde geri kalsa da okumayı çok sevdiği tarih ve edebiyat konusunda sınıfın ilerisinde gider. Arkadaşları onu asi ve karamsar biri olarak görseler de yakışıklı olmadığı halde beyzbol oynamasının etkisi olsa gerek fiziksel olarak çekici bulurlar.

1890 yılında Ailesinin isteği ile askeri okuldan ayrılan Crane, maden mühendisliği için Lafayette College’e yazılır. Burada da daha çok edebiyatla ilgilenir ve bir dönem sonra da Syracuse Üniversitesi’ne geçer. Burada sadece İngiliz Edebiyatı derslerine girer ve beyzbol çalışmalarına katılır. Kendini yazılarına verir ve zaman kaybı olarak gördüğü üniversiteden 1891’de ayrılır. 1892 yılına kadar kardeşi Townley’nin asistanlığını yapar, burada edindiği tecrübelerle yaşamını yazarlık ve muhabirlik yaparak kazanmayı seçer.

1893 yılında masum ve istismar edilmiş gecekondu kızlarının fuhuşa ve sonunda intiharına yönelmesini anlattığı ilk romanı Maggie: A Girl of the Streets yayınlanır. İlk başlarda ahlâki gerekçelerden epeyce tepki toplasa da sonraları eleştirmenler tarafından Amerikan edebi Natüralizminin ilk eseri olarak kabul edilir.

1895 yılında savaş deneyimi yaşamadan yazdığı ve İç Savaş’a katılan ve savaş alanında korkaklık ve cesaretle mücadele eden asker Henry Fleming’in romanı olan The Red Badge of Courage ile gerçek savaş duygusunu hayal etme ve yeniden üretme konusundaki tuhaf gücü nedeniyle övgüyle karşılanır ve uluslararası üne kavuşur. Bir Amerikan klasiği haline gelen ve tüm zamanların en çok okunan en etkili savaş hikayelerinden biri kabul edilen bu kitabın başarısında askeri okulda yaşadıklarının büyük etkisi olur.

Yazıları ilgiliyle izlenen bir gazeteci olan Crane, 1896 yılında üzerinde çalıştığı bir yazı dizisi ile ilgili olarak kadınlarla röportaj yaparken bir olaya müdahale etmek zorunda kalır. Haksız yere suçlanan kadına destek veren Crane’i hedef alan savunma onun genelevleri sık kullandığını ortaya çıkarır. Bunun üzerinde çalıştığı çalışma ilgili olduğunu söylese de mahkemeyi ikna edemez ve duruşma sonunda kadını tutuklayan polis temize çıkarılır, Crane’in itibari da yıkılır. Bunun üzerine de biraz da kaçarak Bacheller-Johnson Sendikası’nın savaş muhabiri olarak Küba’ya gitme teklifini kabul eder.

Kasım 1896’da trenle Florida’ya geçer. Burada Küba’ya gidecek gemiyi beklerken şehri ve genelevleri gezer. Bu esnada ileride birlikte yaşayacağı Boston’lu saygın bir aileye mensup olan ancak, Cora Taylor takma adı ile Florida’da bir genelev işleten Cora Ethel Stewart ile tanışır.

StephenCraneandCora1899

Küba’ya gitmek üzere bindiği SS Commodore gemisi Florida açıklarında batar ve gemiden kurtulan birkaç kişi ile 30 saate yakın süren sandalda hayatta kalma mücadelesi verirler. Yaşadıklarını The Open Boat öyküsünde anlatır. Bu durum sağlığı zaten yerinde olmayan Crane’i daha da kötüleştirir.

1897’de New York Journal muhabiri olarak Yunan-Türk Savaşı‘nı haber yapmak üzere Yunanistan’a Cora Taylor ile birlikte gider. 30 gün kadar süren bu savaşla ilgili izlenimlerini Active Service adıyla romanlaştırır.

Amerika’da yaşadığı sıkıntılardan dolayı hayran olduğu ve evim dediği İngiltere’ye Cora ile birlikte gelirler, Oxted bölgesinde pahalı bir malikâneye yerleşirler. Limpsfield-Oxted bölgesi o dönemlerde sosyalist Fabian Derneği üyelerine ve sonradan edebir bir dostluk kuracağı Edmund Gosse, Ford Madox Ford ve Edward Garnett gibi yazarlara ev sahipliği yapmaktadır. H.G. Wells, Henry James ve Robert Barr ile de bu zamanda tanışırlar. Ancak Joseph Conrad ile çok daha ileri bir dostluk geliştirirler.

Amerika’daki başarısını İngiltere’de yakalayamaz. Eserlerinden istediği geliri elde edemediği gibi, Amerika’da hakkında açılan davadan dolayı ekonomik sıkıntılar yaşamaya başlar. Bu nedenle de sağlığının iyi olmamasına rağmen 1898’de İspanyol-Amerikan Savaşı’nı haber yapmak üzere Küba’ya gitmek zorunda kalır.

1899 yılında İngiltere’ye geri döner ancak daha kötü bir durum beklemektedir onu. Yaşadıkları yerin bir yıl boyunca ödenmemiş kirası ve Cora’nın savruk yaşamı ile yarattığı borçlar ekonomik olarak iyice bunalmalarına neden olur.  Bu sıkıntıların üzerine bir de hastalığı giderek kötüleşir.

Yazarı tanımama vesile olan Canavar, ilk olarak Ağustos 1898’de Harper’s Magazine‘de yayınlanır. Bir yıl sonra da The Monster and Other Stories adı ile kitap halinde basılır. Amerika’daki 19. yüzyılın sosyal bölünmelerini ve etnik gerilimlerini işleyen bu roman, çok fazla eleştirilse de Crane’in en iyi eserlerinden biri olarak kabul edilir.

Nihayetinde, tüberküloz tedavisi gördüğü Almanya Badenweiler’deki Schwarzwald sanatoryumunda her şeyini Cora Taylor’a bıraktığını vasiyet ederek 1900 yılında 29 yaşında yaşama veda eder. Cenazesi ise vasiyeti üzerine Hillside’da bulunan Evergreen Mezarlığı’na gömülür.

 

Arkasında aykırı yaşam tarzı ve ünlü yazarlarla ilişkilerine dair sık sık çıkan gazete haberleri ile uluslararası bir ün bırakır. Bir de ölümünden sonra da epeyce devam eden uyuşturucu bağımlısı ve alkolik olduğu iddialarını.

1923 yılında Wilson Follett biyografik çalışması Stephen Crane The Work ile yazarı tekrar gündeme taşıyana kadar Crane ve çalışmaları neredeyse unutulur. Joseph Conrad, H.G. Wells ve Ford Madox Ford gibi yazar arkadaşlarının da çabalarıyla Crane’in itibarı yavaş yavaş yeniden artmaya başlar. John Berryman’in1950 yılında yayınladığı Stephen Crane’den sonra ise hakkında birçok makale yayımlanmaya, eserleri yeniden basılmaya başlar. Paul Sorrentino’nun yazdığı Stephen Crane: A Life of Fire’da Crane hakkında oldukça önemli bir biyografik çalışma kabul edilir

Günümüzde birçok kurum ve yer, Crane’in mirasını canlı tutmaya çalışır. Yaşadığı yerler ve öldüğü ev turistik bir yer haline getirilir, gölete adı verilir, New Jersey’de kaldığı evi Stephen Crane House adıyla müzeye dönüştürülür, Syracuse Üniversitesi’nde adına dersler verilir, Columbia Üniversitesi tarafından Stephen Crane’in eşyalarının çoğu satın alınır ve en büyük Crane Koleksiyonu haline getirilir.

* * *

Crane’in romanlarından The Red Badge of Courage, John Huston tarafından 1951 yılında aynı adla,  The Monster, Albert Band tarafından 1959 yılında Face of Fire adıyla sinemaya da uyarlanır. The Bride Comes to Yellow Sky ise John Brahm, Bretaigne Windust’un yönettiği 1952 yapımı Face to Face filmine konu olur.

* * *

Yaptığım taramalarda Stephen Crane’in dilimize çevrilmiş birkaç eserine ulaşabildim: The Red Badge of Courage (Cesaret Madalyası, Işık Kitapları, 1964 / Kanlı Madalya, Babil Yayınları, 2000), Maggie: A Girl of the Streets (Sokak Kızı Maggie, Babil Yayınları, 2001), Men, Women, and Boats (Erkekler, Kadınlar ve Tekneler, Meda Kitap, 2017) ve The Monster and Other Stories (Canavar, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2019)…

Cesaret Madalyası  Kanlı Madalya   Sokak Kızı Maggie

Erkekler,Kadınlar ve Tekneler

Ayrıca birkaç kitapta da hikayeleri yer almaktaydı: Amerikan Edebiyatından Kısa Öyküler (Kopernik Kitap, 2018), Bizimle Konuşan Öyküler (Dipnot Yayınları, 2017), En Güzel Deniz Hikayeleri (Arion Yayınları, 1999) ve İngiliz ve Amerikan Edebiyatında Kısa Öykünün Büyük Ustaları (Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2016)…

Amerikan Edebiyatından Kısa Öyküler   Bizimle Konuşan Öyküler   En Güzel Deniz Hikayeleri Kısa Öykünün Büyük Ustaları

Bir de sesli kitap olarak Yüzü Dönük‘e rastladım tarama yaparken. Nedense herkes aynı öyküyü okumuş. Hepsini bir kaç dakika dinledim ancak Akın Altan’ın seslendirdiğinden daha çok keyif aldım. Ağzına sağlık kendisinin güzel okumuş cidden.

KAYNAKLAR:

  1. Stephen Crane (wikipedia-İngilizce)
  2. Stephen Crane (wikipedia-Almanca)
  3. Stephen Crane (Encylclopædia Britannica)
  4. Stephen Crane (American Literature)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s