B. Traven (? – ?)

Bilindik adıyla Traven’i yıllar önce kulakları çınlasın abiliğinden ve dostluğundan çok keyif aldığım İbrahim B. sayesinde tanımıştım. İyi bir okur olduğu gibi iyi de bir yönlendiricidir. Hakkındaki gizemden bahsederek Gece Ziyaretçisi kitabını vermişti Traven’in okumam için. O güne kadar adını hiç duymadığım bu yabancı yazarın gerek yaşamı gerekse kitabın içindeki hikâyeler beni oldukça etkilemişti.

Bende iz bırakan kitapları yeniden okuma  heyecanı duydum bir ara ve bu hatırlamalar esnasında Traven de takıldı ağlarıma.

Pamuk İşçileri kitabında yer alan biyografiye göre yazarın 16 kitabı varmış. İnternet ortamında yaptığım çalışmalarda ise Traven’in Türkçe yayımlanmış 12 tane kitabını tespit edebildim ancak. Bunların bir kısmını yeni yayın olarak edinebildim, kalanlarını bulmak uğraştırdı biraz. Yazarın kitaplarının listesini oluşturabilmek bile başlı başına bir çalışma olmuştu. Sonrasında gerek Ankara’daki ve İstanbul’a görevli gittiğim zamanlardaki Kadıköy’deki sahafları fiziki gezerek, gerekse de internet ortamındaki sahafları sanal ortamda epeyce dolaşmam gerekti.

Bütün bu gayretlerin sonunda yazarın tüm kitaplarını edinebildiğimi düşünüyorum. Bu kitaplar kronolojik bir sıra oluşturamamakla birlikte 11 tane. Altın Hazineleri ile Altına Hücum farklı yayınevlerinden çıkmış aynı kitap ancak, ikisini de kütüphanemde tutmayı şimdilik uygun buluyorum. Okuması bitince belki birini ki bu Altın Hazineleri olur sanırım meraklı bir okura hediye edebilirim.

  1. Altın Hazineleri (Altın Kitaplar), Altına Hücum (Oda Yayınları),
  2. Araba (Cem Yayınevi),
  3. Dinamit (Oda Yayınları),
  4. Gece Ziyaretçisi (Oda Yayınları),
  5. Hükümet (Yalçın Yayınları),
  6. İsyan (Yücel Yayınları),
  7. Kanlı Oyun (Oda Yayınları),
  8. Kanlı Yürüyüş (Oda Yayınları),
  9. Köprü (Oda Yayınları),
  10. Ölüm Gemisi (Say Kitap Pazarlama),
  11. Pamuk İşçileri (Sosyal Klasikler Yayınevi),

*        *        *

Traven, oldukça gizemli biri, kimse kim olduğunu bilmiyor. Hakkında o kadar çok rivayet dolaşıyor ki her coğrafyada neredeyse bir Traven var.

Aşağıdaki belgesel videoda Traven hakkında bir çalışma yapılmış. Her ne kadar dili Almanca olsa da buradan aldığım şey Traven’ler(!) oldu.

Türkçe kaynaklarda yazara dair pek bir şey bulmak mümkün değil. Oysa internet ortamını tarayınca Traven’in yaşamını anlatan birçok kitaba rastladım ancak, aşağıya birçoğunu listelediğim bu kitapların hiçbiri ne yazık ki Türkçe’ye çevrilmemiş (1):

  1. Traven: The Life Behind the Legends (Karl S. Guthke – Robert C. Sprung, 1991),
  2. My Search for B. Traven (Jonah Raskin,1980)
  3. Traven: A Vision of Mexico (Heidi Zogbaum, 1992)
  4. Traven-Beitrage zur Biografie ( Rolf Recknagel,1982),
  5. The mystery of B. Traven (Judy Stone, 1977),
  6. Traven: Life and Work (Ernst Schürer – Philip Jenkins, 1990),
  7. Traven: Portrait d’un anonyme célèbre (Golo, 2007),
  8. El otro México: México en la obra de B. Traven, D.H. Lawrence y Malcolm Lowry (Jorge Ruffinelli, 1978),
  9. Der Mann der sich verbarg: Nachforschungen über B. Traven (Frederik Hetmann, 1983),

Yayımlanma tarihlerine bakılırsa çoğu yeni ama bizim kitap dünyasının nedense ilgisini çekmemiş. Çeviri düzeyinde bir dile sahip olamamaya bunları incelerken çok hayıflandım.

Traven’e dair ilk bilgilerim Pamuk İşçileri kitabında yer alan kısa biyografisine dayanıyor. Kısa ama doyurucu olduğunu düşündüğüm bu kaynakta yer alan bilgilerin bir kısmını başka bir yerde okumak mümkün olmadı. Ve bu yaşam öyküsünün tamamını buraya almayı oldukça yararlı buluyorum (2):

TRAVEN ÜZERİNE

Traven’in Ölüm Gemisi adlı ilk romanı 1926’da Almanya’da yayımlandığı zaman hemen büyük bir ilgi gördü; yazarı üne kavuştu. Ama Traven, okurun karşısına çıkmadı. Okurlarla ilişkisini kitapları aracılığıyla sürdüreceğini belirtti. Hele basın görevlileriyle, eleştirmenlerle görüşmeye (1967 yılında Stern dergisi adına Gerd Heidemann’la görüşmesi dışında) hiç yanaşmadı.

Gene de yayımcılarıyla yazışmalarında, bazı okur mektuplarına verdiği cevaplarda, hayatına ilişkin gerçekleri saklamadığını görüyoruz. Zaten hayatı üzerine bilgileri bu yazışmalarında, güvenilir kişilere yapmış olduğu açıklamalardan ve kitaplarından öğreniyoruz.

Traven, Meksika’ya uzun yıllar önce göç etmiş. Meksika pasaportunda, adının Traven Torsvan olduğu, 1890 yılında Chicago’da doğduğu yazılı. Baba adı Burton Torsvan, ana adı Dorothy Torsvan.

Traven, yakın arkadaşlarına, babasının Norveç anasının İsveç göçmenleri olduğunu söylemiştir. Bir zamanlar Berick Traven Torsvan adını kullanmış, B. Traven adı da buradan kalmıştır. Sanıldığı gibi “B” harfi adının bir parçası ya da soyadını ele veren bir işaret değildir.

Yakın arkadaşlarına, okula gitmekten sakındığını, iyi bir okul kaçağı olduğunu, küçük yaşta çalışmaya başlayıp, çıraklık, ayakkabı boyacılığı, gazete satıcılığı gibi işler yaptığını söylemiştir. 1890 yıllarının Chicago’sunda birçok dil konuşan göçmenlerden duya dinleye yabancı dil ve diyelek öğrenmiştir. Belki de, aile yaşantısı görmemiş, ana baba sevgisi tatmamıştır. 1900 yıllarında, bir feribotta kamarot yardımcısı olarak denize açılmış ve uluslararası tüccar gemilerinde 1920 yılına dek geziler yapmıştır. Meksika’da bulunan Mazatlan Limanı kayıtlarına göre Traven, 1913 yılında  bu limana girmiştir. Ve 1920 yıllarında Tamaulipas eyaletinde yerleşinceye kadar belli zamanlarda ve çeşitli limanlardan Meksika’ya girdiği bilinmektedir. Meksika ve onun ezilen yerlileri Traven’in belli başlı sanat konularını oluşturmuştur.

1923-1925 yılları arasında Traven’in ne yaptığı konusunda pek az şey bilinmektedir. Ancak, söylentilere göre, 1913-1919 yılları arasında Almanya’da devrimci eylemlerin içinde olduğu, 1918-1919 Bavyera Sosyalist Cumhuriyeti’nde kısa bir süre için siyasal görev aldığı, Alman filozofu ve birçok kitapçık yazarı Ret Marut’un ta kendisi ya da yakın bir arkadaşı olduğu, Uluslararası Sanayi İşçileri Örgütü’nün Amerika ve Meksika temsilcisi ve aktif irtibatçısı görevini yaptığı ve Birleşik Devletlerden 1918-1919 tutuklaması sırasında bu görevi gerekçesiyle sınırdışı edildiği söylentiler arasındadır.

Ancak, Traven’in sanat hayatı, bir sır değildir. 1925 yılında Almanca yazdığı bir kaç hikaye, Berlin’de yayınlanan günlük gazete Vorwartz‘da yayınlanmış, gazetenin editörleri, birinci tekil şahısla yazılan bu hikayelerin genç yazarın kendi acı deneyimlerinin ürünü olduğunu açıklamışlardı. Bundan sonra başka Avrupalı yayımcılar, Meksika’da bulunan Traven’e mektuplar yazarak başka yapıtlarını da görmek istediklerini belirttiler. Daha sonra gene 1925 yılında Tampico’lu ünsüz Traven, dünyanın ilk ve en tanınmış kitap kulübü olan Almanya Gutenberg Kitap Kulübü’nde Ölüm Gemisi adlı romanın basılma teklifini aldı. Kitap Kulübü editörleri, birinci baskının 91.000 adet olacağını belirtiyor ve Mr. Traven’in biyografisini, resimlerini göndermesini istiyorlardı. Bu isteğe karşı çıktığını belirten cevabı, ilk kitabının basılmasından önce 1926 Mart’ında Kitap Kulübü’nün Zeitschrift adlı dergisinde yayımlandı.

Şöyle yazıyordu Traven, “Okurlar benim geçmişimde kendilerini şaşırtacak derecede olumsuz gerçekler bulamayacaklardır. Ancak, kişisel yaşantımı kendime saklamak hakkımdır.”

Nitekim, kişisel yaşantısını 40 yıl boyunca kendine sakladı Traven. Alt başlığı “Bir Amerikalı Bahriyelinin Hikâyesi” olan Ölüm Gemisi, dünyanın çoğu büyük ulusların okurlarınca bir denizcilik klasiği oldu.

Traven’in ilk dokuz kitabı, beş yıl içinde basıldı. Onaltı kitabından ikisi hariç hepsi de ilk kez Almanca olarak Gutenberg Kitap Kulübü seçmeleri arasında çıktı. Hemen çeviriler yapıldı ve çeşitli kitap kulüpleri Traven’in romanlarından seçmeler yaptılar. Kitapları yayınlanmaya devam ediyor ve çeşitli yayınevleri tarafından yayınlanan romanlarının sayısı edisyon olarak yüzü aşıyor. Aslında yaşayan yazarlardan yalnız bir kaçı Traven gibi kırk yıl boyunca popülerliğini koruyabilmiş ve birçok dilde birçok ulusun halkıyla içli dışlı olabilmiştir.

Traven kitaplarını yazarken hangi dil kullandığını söylememektedir. Ancak, bir kaç dili konuştuğu ve İngilizce, Almanca ve İspanyolca mektuplar, incelemeler yazdığı bilinmektedir. 1937 yılında Milwaukee’li bir kitap kolleksiyoncusu olan Harry W. Schwartz’a İngilizce olarak yazdığı bir mektupta, o özgün ironi göze çarpmaktadır:

“Adımın Bruno olmadığını söylememe izin verirsiniz umarım. Hayır, adım Bruno değil elbet! Bruno olmadığı gibi, Ben de değil, Benno da. Bu adlar bana yakıştırılan birçok milliyet – örneğin Alman- gibi açıkgöz geçinmek isteyen, kendini bilgili gösterme çabasında olan eleştirmenlerin buluşu olsa gerek. Avrupa basınında, Alman ırkından olmadığımı, Alman kanı taşımadığımı belirttim. Kitaplarımın Almanca edisyonu basanlar, ilişkilerimizin kurulduğu ilk günden beri benim Amerikalı olduğumu ve ABD’de doğduğumu biliyorlardı. Kitaplarımın neden önce bu ülkede değil de Avrupa’da basıldığına gelince… Bu mesela başka mesele…”

Bir başka okuruna yazdığı mektupta, Traven, Amerika’da kitaplarının basılmama nedeni olarak “Amerika’da beş yılda beş dolar” kazandığını söylemiş. Ölüm Gemisi ve Sierra Madre Hazineleri adlı kitaplarını çok büyük bir New York yayımcısına gönderdiğinde ‘ticari değeri sıfır’ gerekçesiyle geri çevrildiğini belirtmiştir. Bu yüzden Traven, kitaplarını, onlara büyük olanaklar sağlayan Avrupa’ya göndermiştir.

“Traven’in eserlerinin Amerika’da basılmamasının nedenlerinin bir kısmı New York’dan hayır cevabı alır almaz Berlin’den evet cevabı almasına dayanmaktadır. Ancak, bir başka neden de ulusumuzun edebiyat anlayışının (zevkinin) değişik oluşudur. Bizim radikal, devrimci ve proleter edebiyatına karşı ilgimiz azdır ve Traven’in yapıtları bu konuları içermektedir. İhmalimiz, kaybımızdır, çünkü Traven’in proleter temaları evrenselleşmiş ve ezilen insanlar konusu, Latin Amerika’daki otuz yıl önceki güncelliğini bugün de korumaktadır. Traven iyi bir devrimci ve kuramcı olduğundan, Latin Amerika devrimlerinin nedenlerini iyi anlamış ve romanlarında, hikâyelerinde bunları anlatmıştır.” (Charles H. Miller, Hill and Wong basımı The Night Visitor (Gece Ziyaretçisi) (1973))

1933 yılında, B. Traven  Avrupa’da ilk oniki kitabıyla ünlü olduktan sonra Alfred Knopf onun kitaplarını Amerika’da basmayı üstlendi. Böylece Ölüm Gemisi, 1934 yılında New York’da yayımlanmış ama eleştirmenlerce başarılı bulunduğu kadar ticari başarıya ulaşmamıştır.

Yerel okurlarına mırıldanmakla yetinmek istemeyen Traven, büyümeye devam eden dünya çapında bir okuyucu kitlesi için yazmaya devam etmiştir.

Traven’e genellikle ‘büyük gezgin’ denir. Ama çalışması, kişisel yaşantısına ilişkin ipucu elde ettiğimiz Latin Amerika’da gelişmektedir. Eleştirmenler, gazeteciler ve hayranları varlığından kuşku duyar olmuşlardır. Ama Meksika Başkanı Lopez Mateos, ‘görünmez’ B. Traven üzerine, 1960 yılında Buenos Aires’de yapılan bir basın toplantısında şunları söylemiştir:

Soru: “Sayın Başkan, B. Traven üzerine bir şey söyler misiniz, yaşıyor mu, nasıl bir kişiliği var?”

Mateos: “B. Traven üzerine Meksika’da bir efsane yaratıldı. Kardeşim Esperanza Lopez Mateos’un -ne yazık ki şu anda ölmüştür- B. Traven olduğu, kitapları onun yazdığı söylenmiştir. Aslında, kardeşim sadece onun sekreteri ve çevirmeniydi. Bir de benim B. Traven olduğum söylentileri çıkmıştır. Bunların hiç biri doğru değildir. Traven’in ilk kitabı basıldığında ben beş yaşındaydım, kardeşimse dört. Evet B. Traven var, bu bildiğiniz adla yaşıyor ve yazmaya devam ediyor. Kardeşim Meksika’da sadece bir kaç yıl onu temsil etti ve aynı zamanda eserlerini İspanyolcaya çevirdi.”

Böylece bir Traven miti Başkanın açıklamasıyla mit olmaktan çıktı.

Traven’in adı etrafında örülen esrar perdesi, onun yalnız serüven dolu yaşamına ilişkin olguları açıklamaya yanaşmamasından doğmamaktadır. Bu esrarın nedeni, onun bilinmeyen kökenini açıklaması ve kişisel savunması için devrimcilik mesleğini sürdürürken, ‘sürgünde’, ‘yeraltında’, ‘suskun’ gibi bir takım zorunlu durumlar içinde bulunmasından dolayıdır. Kendisini açığa çıkarmama isteği, çoğu devrimcinin ortak karakteridir.

Yirmi, otuz yıl önce Almanya’nın Üçüncü Reich görevlileri, kitaplarını toplamış, Almanya’da para kazanmasını önlemiş ve hayatı üzerine gözdağı vermişlerdi. Seçtiği vatan Meksika’da bile çeşitli mülk sahipleri, Traven’i öldürteceklerini öne sürmüş, onu gerilla savaşının (Orman romanlarında anlattığı) başı olarak görmüşlerdir.

Traven, her şey üzerine yazmayı seven bir hikâyecidir. İnsancıl ilgiyi karşılıksız bırakmayan inekleri, dostluğu ödüllendiren köpeği, ördüğü sepetin malzemesine özel düşlerini katan yerlileri anlatır. İnsanoğlunun gururunu, içdünyaların zenginliğini, yaratıcı özgürlüğü işler. Sıcak mücadele dönemlerinde nasıl kitleleri örgütleyen bir devrimciyse, yazarlığında da insanı kendinde örgütleyen bir sanatçıdır.

Bunun dışında, internette yaptığım araştırmalarda en kapsamlı bilgiyi http://www.wikizero.biz sitesinde aşağıdaki linkte bulabildim. Eklenti uygulaması ile Türkçe’ye çevirmeye çalıştım, özellikle kitap isimlerinde birçok farklı dil bulunduğundan isimlerde başarılı olamadı ise de yine de okunabilir iyi bir kaynak. (3) Bu siteye göre:

Takma adı B. Traven olan yazarımız, 1925 yılında Alman edebiyat sahnesinde ortaya çıkar. Çalışmalarını Meksika’dan Avrupa’ya posta yoluyla yayınlanmak üzere kendisi veya temsilcileri aracılığıyla sunar ve dönüş adresi olarak Meksikalı bir posta kutusu verir. Kitaplarında adı geçen telif hakkı sahibi “B. Traven, Tamaulipas, Meksika”dır. Yazarın ne Avrupalı ne de Amerikalı yayıncıları onunla şahsen tanışamadılar, görüştükleri kişiler hep Traven’ın edebi temsilcisi olduklarını savundular; yazarın kimliği gizli tutulacaktır. Herhangi bir biyografik bilgi sunmayan B. Traven, kendini onun en iyi bilinen alıntılarından biri haline gelecek olan şu kelimelerle açıklar:

“Yaratıcı kişinin eserlerinden başka bir biyografisi olmamalıdır.”

Yazarın, Almanya Sosyal Demokrat Partisi’nin yayın organı olan günlük Vorwärts gazetesinde ilk kısa hikâyeleri yayımlanır.

Kısa bir süre sonra da 1926 yılında ilk romanıDie Baumwollpflücker (Pamuk İşçileri) yayımlanır. İlk baskıda kitabın adı Dünya Sanayi İşçileri’ni tanımlayan Der Wobbly ise de sonraki sürümlerde Pamuk İşçileri olarak yer alır. Bu kitapta Traven, ilk kez Gerald Gales figürünü tanıtır. (Diğer eserlerinde Gale ya da Gerard Gales’i de kullanır) Pamuk İşçileri, Meksika’da farklı mesleklerde iş arayan Amerikalı bir denizci olan Gales’in üzerinden kapitalist sömürü düzenini göstermekte ve bu sömürüden ancak yaşama sevinci ile direnerek kurtulabileceğini işlemektedir.

Aynı yıl ikinci romanı Das Totenschiff (Ölüm Gemisi) yayımlanır. Romanın ana karakteri Gerard Gales, kimlik belgelerini kaybetmiş olan bir denizcidir. Sadece kimliklerini değil normal yaşam, ev ve ülke hakkını da kaybeder. Sürekli olarak yetkililerin açgözlülüğü ve bürokrasisi ile sınır dışı edilir. Sonuç olarak, son derece zor koşullarda Avrupa ve Afrika kıyılarında şüpheli yolculuklar yapan ve adına “ölüm gemisi” denilen bir gemide ateşçi yardımcısı olarak çalışmak zorunda kalır. Biyografi yazarlarının bulguları ışığında, Ölüm Gemisi  Traven’in otobiyografik unsurlara sahip bir romanı olarak kabul edilebilir.

1927 yılında altın arayıcılarının maceralarının anlatıldığı ve Traven’in en iyi bilinen romanı Der Schatz der Sierra Madre (Altına Hücum) yayımlanır. Bu roman 1948 yılında John Huston tarafından aynı isimle filme alınır. Humphrey Bogart ve Walter Huston’un başrollerini paylaştığı bu film büyük bir ticari başarı olur ve 1949 yılında üç Akademi Ödülü kazanır

Gerald Gales figürü, 1927’de Vorwärtsta seri olarak yayınlanan ve 1929’da da genişletilmiş bir kitap formunda yayınlanan Die Brücke im Dschungel (Köprü) ile geri döner. Romanda, Amerika’da yaşayan Hintlilerin sorunları, Latin Amerika’daki Hıristiyan ve Hint kültürleri arasındaki farklılıkları ayrıntılı olarak ele almıştır; bu konu yazarın sonraki Jungle Novels (Orman Romanları) olarak adlandırılan romanlarında da sıkça işlenir.

Traven’ın 1928 yılında yayımlanan ve Meksika Chiapas eyaleti hakkında bir seyahat kitabı olan Land des Frühlings‘nda Traven’ın kendisi tarafından çekilmiş 64 sayfalık fotoğraflar yer alıyormuş. Bu kitap İngilizce’ye çevrilmemiş.

Traven’ın Der Busch adlı kısa öykülerinin ilk koleksiyonu 1928’de ortaya çıktı; ikinci genişletilmiş baskısı 1930 yılında yayımlandı.

1929’da B. Traven’ın en kapsamlı kitabı Die Weiße Rose yayımlanır. Kitap, bir Amerikan petrol şirketi yararına Hintli sahiplerinden çalınan arazinin destansı bir hikâyesidir.

1930’lar esas olarak Traven’ın Orman Romanları‘nı yazıp yayımladığı dönemdir: Der Karren (Araba) (1931), Regierung (Hükümet) (1931), Der Marsch ins Reich der Caoba (1933), Die Troza (1936), Die Rebellion der Gehenkten (İsyan) (1936) ve Ein General kommt aus dem Dschungel (1939)… Bu kitaplar, Meksika Kızılderililerinin yaşadığı sıkıntıları ve Meksika Devrimi ile neticelenen isyanlarını anlatır.

Orman Romanları’ndan sonra B. Traven, uzun edebi formları yazmayı keser ve sadece kısa öyküler yazar. Sonnen-Schöpfung (1936), kaynağını yaratılış hakkındaki bir Meksika efsanesinden alır. Bunlardan Macario (1950), Meksikalı yönetmen Roberto Gavaldón tarafından 1960 yılında filme dönüştürüldü. The Healer, 1953 yılında yılın en iyi kısa hikâyesi olarak The New York Timestarafından onurlandırıldı.

Traven’ın 1960’ta yayımlanan son romanı Aslan Norval, yaşlı bir işadamıyla evli olan ama aynı zamanda genç bir adama da âşık olan ve nükleer silahlanma yarışı ve uzay keşif programları için bir alternatif olarak Amerika Birleşik Devletleri genelinde çalışan bir kanal kurmak niyetinde olan Amerikalı bir milyonerin öyküsüdür… Yazarın diğer çalışmalarından tamamen farklı olan romanın konusu ve dili, Traven’ın yazarlığından şüphe duyan yayıncılar tarafından uzun süre reddedilir, roman “önemsiz” ve “pornografik” olmakla suçlanır. Kitabın Johannes Schönherr’in Traven uyarlaması olarak kabul edildi ise de Aslan Norval hakkındaki şüpheler devam ediyor.

B. Traven’ın yazıları en iyi “proleter macera romanları” olarak tanımlanabilir. Egzotik seyahatler, kanun dışı maceracılar ve Hintliler hakkındadır çoğu. Batı kurgusunun aksine, Traven’ın kitapları sadece kahramanlarının sosyal çevrelerinin ayrıntılı bir tanımıyla değil, aynı zamanda dünyanın ezilen ve sömürülenlerini tutarlı bir şekilde karakterize edilir. Traven karakterleri genellikle toplumun alt sınıflarından, proletarya veya lümpen proletarya tabakalarından çizilir; kahramanlardan çok antikahramanlardır ama buna rağmen onları savaşmaya zorlayan ilkel hayati güce sahiptirler.

Karl May gibi diğer yazarların macera romanlarında çok görünen “adalet” ya da “Hıristiyan ahlakı” kavramlarının burada bir önemi yoktur. Bunun yerine, isyanın anarşist ruhu genellikle romanın eyleminin merkezinde yer alır. Kahramanın alçaltıcı yaşam koşullarını reddetmesi sık sık güdü görevi görmekte ve ezilenlerin kendilerini özgürleştirme çabalarına geniş bir vurgu yapılmaktadır.

Bunun dışında, Traven’ın kitaplarında neredeyse hiç siyasi program yok; en açık manifestosu Orman Romanları‘ndaki genel anarşist talebi “Tierra y Libertad” olabilir. Buna rağmen, Traven kitapları mükemmel siyasi eserlerdir. Yazar herhangi bir olumlu program sunmasa da, her zaman kahramanlarının acı çekmesinin nedenini belirtir. Acı, yoksunluk, yoksulluk ve ölüm… Traven’ın kapitalizme yönelik eleştirisi bariz bir ahlaktan uzaktır. Romanlarını macera ya da batı edebiyatı kostümü içinde giydiren yazar, daha az eğitimli olana ve her şeyden önce işçi sınıfına hitap etmeye çalışır.

Traven, baskı ve sömürü sunumlarında kendisini kapitalizmin eleştirisiyle sınırlamadı; İlgisinin merkezinde Meksikalı Kızılderililere karşı oldukça ırkçı zulümler vardı. Daha çok Orman Romanları‘nda görülen bu motifler 1930’larda tam bir yenilikti. Çoğu solcu entelektüel, Avrupa ve Amerikan emperyalizmine karşı olumsuz tutumlarına rağmen Afrika, Asya veya Güney Amerika’daki yerlilerin zulümlerinden haberi yoktu ya da ilgilenmedi. Traven, sömürge karşıtı hareketlerden ve ABD’deki siyahların kurtuluşu için mücadeleden çok önce, kamuoyunun dikkatini bu sorulara çektiği için övgüyü hak ediyor.

Birçok bilginin yanında beni en çok, yazarın 1930 yılında Meksika Devrimi öncesi başladığı “Orman Romanları” serisinde yer alan kitaplara dair bilgiyi burada bulmak sevindirdi. Çünkü birçok kaynakta böyle bir seriden bahsediliyor, altı kitaptan oluşuyor deniliyor ancak bu kitapların neler olduğu belirtilmiyor veya eksik belirtiliyordu.

Neredeyse tüm kaynaklarda yazarın ilk kitabı Ölüm Gemisi olarak belirtilmişse olmasına rağmen bir tek bu sitede ilk kitabının Pamuk İşçileri olduğu yazıyor. Ben gene kabul görmüş bilgileri esas alarak okumaya Ölüm Gemisi‘nden başlayacağım.

*        *        *

Bir kaç sitede de yazarımıza ilişkin keyifli bilgilere ulaştım, yazıların sahiplerine teşekkürlerimi sunarak paylaşılarak yayılmasında fayda görüyorum.

http://www.gercekedebiyat.com sitesinde yer alan çok hoş bir bilgi (4):

Albert Einstein, “Issız bir adaya düşseniz yanınıza almak isteyeceğiniz tek şey ne olurdu?” klasik sorusuna herkesi şaşırtan bir yanıt vermiştir: “Hangi romanı olursa olsun farketmez ama bir Traven B. romanı!”

Romanlarını yayınevlerine postayla gönderen ve posta kutuları aracılığıyla yazışan bu gizemli yazarın 26 Mart 1969 yılında ölmesinden sonra da gerçek adı, kim olduğu, nereli olduğu kesin olarak bilin(e)medi; yüzünü gören kimse olmadı.

1922 yılında Bavyera Sosyalist Cumhuriyeti kurma hareketine katılmış anarşist Ret Marut muydu? Yoksa romanlarını ve ismini kendine bayrak yapan Amerikan solcularının iddiasındaki gibi 1890’da Chicago’da doğmuş soyadı Torsvan olan Amerikalı bir yazar mıydı? Yoksa 1918 yılında son kez Meksika’da göründükten sonra kaybolan İsviçreli şair yazar ve boksör Arthur Cravan mı?

Ünlü yönetmen John Huston, B. Traven’in ünlü romanı Sierra Madre’nin Hazineleri‘ni çekmek için görüşme ayarlamış ancak son anda randevu yerine Traven’den bir mektup getiren menejeri gelmişti.

Öyle gizemliydi ki Almanca yazıyor ama kahramanları Meksikalı oluyor, olaylar Meksika’da geçiyordu.

*        *        *

Gülenay Börekçi’nin http://www.egoistokur.com sitesinde yer alan yazısı (5):

İlkokulu bitirdikten hemen sonra babamın arkadaşlarından biri hediye etmişti romanlarını. Okudum, hatta hatırlıyorum, sevdim de… Ama sonra unuttum gitti. Meğer Altına Hücum ve Köprü gibi romanların yazarı B. Traven, henüz çözülememiş karmakarışık bir edebi sırrın da kahramanıymış.

Bunun üzerine biraz araştırdım. Ve öğrendim ki, B. Traven hakkında bilinen pek az şey var. Yazmak ve yaşamak için sayısız mahlas kullandığı, İngiliz, Nikaragualı, Hırvat, Meksikalı, Alman, Avusturyalı, Kuzey Amerikalı, Litvanyalı ya da İsveçli olabileceği biliniyormuş, hepsi bu. Bazılarına göre Chicago’da doğmuş Kuzey Amerikalı bir romancı; bazılarına göreyse, anarşist düşünceleri nedeniyle adaletle sorunları olan Alman yazar Otto Feige imiş. Çokuluslu AEG firmasının kurucusunun oğlu Maurice Rathenau olduğunu söyleyenler ya da Kayser II. Wilhelm’in oğlu olduğuna garanti verenler de varmış.

Bu yazıda, onun hakkında asla öğrenemeyeceklerimizin bir özetini okuyacaksınız:

Lanetli bir edebi sır: Ünlü yazar B. TRAVEN gerçekte kimdi?

Enrique Vila-Matas, Bartleby ve Şürekası adlı kitabında “B. Traven bana, Chesterton’un Bay Perşembe adlı yapıtının başkarakterini anımsatıyor. Bay Perşembe’de ‘sakalların, maskelerin ve takma adların yardımıyla’ tüm dünyayı aldatan ve gerçekte tek bir kişinin planladığı geniş kapsamlı ve tehlikeli bir entrikadan söz edilir ya; B. Traven’ın varlığını araştırırken de bu hisse kapıldım” diye yazmış.

Gerçekten de B. Traven, olağandışı, farklı binlerce rengin tonlarını taşır. Nerede doğduğu bilinmemektedir, kendisi de bunu açıklamayı hiç kabul etmemiştir. Bazılarına göre adının B. Traven olduğunu söyleyen bu yazar, Chicago’da doğmuş Kuzey Amerikalı bir romancı; bazılarına göreyse, anarşist düşünceleri nedeniyle adaletle sorunları olan Alman yazar Otto Feige idi. Çokuluslu AEG firmasının kurucusunun oğlu Maurice Rathenau olduğunu söyleyenler ya da Kayser II. Wilhelm’in oğlu olduğuna garanti verenler de vardı.

Altına Hücum, Köprü gibi romanların yazarı ilk söyleşisini 1966’da vermiş ama özel yaşamını gizlemekte ısrar ettiği için kimliği sır olarak kalmıştır.

“Traven’in öyküsü, bir ret öyküsüdür” diye yazmıştı Alejandro Gandara, Altına Hücumun İspanyolca baskısının önsözünde. Gerçekte bu, bilgi sahibi olmadığımız ve olamayacağımız bir öyküdür. Eh, bu da onun gerçek bilgi olduğu anlamına gelir. Traven, tüm geçmişini reddederken içinde bulunduğu zamanı, tüm varoluşunu da reddetmiştir. Ve asla var olmamıştır; çağdaşları için bile… Çok özel bir ret yazarıdır ve kimliğinin belirlenmesine karşı çıkışındaki güçte çok trajik bir yan vardır.

“Bu gizli yazar, var olmayan kimliğinde, modern edebiyatın tüm trajik bilincini özetlemektedir” der Walter Rehmer, “Bu öyle bir yazma bilincidir ki, yetersizliğiyle ve olanaksızlığıyla yüz yüze gelince, bu yüzleşmeden asıl sorununu yaratır.” Ve devam eder: “Traven’dan söz edildiğini ilk kez Meksika’da, Puerto Vallarta’daki varoş kantinlerinden birinde duymuştum. Altına Hücum’u sinemaya uyarlayan John Huston’ın, yaşamının son yıllarını Las Caletas’da sürgün olarak geçirdiği eve birkaç mil uzaklıktaydım. Evi, denize karşı, arkasında bir cangıl olan, körfezin kasırgalarıyla sürekli kamçılanan ormanın kapısı sayılabilecek bir çiflikti.”

John Huston da anılarında, Altına Hücum’un senaryosunu yazdıktan sonra bir kopyasını Traven’e gönderdiğini anlatıyor. O da kendisine dekorun yapılışına, aydınlatmaya ve diğer konulara ilişkin ayrıntılı önerilerle dolu yirmi sayfalık bir cevap göndermiş. Huston, gerçek adını gizlemekle ün kazanmış olan bu gizemli yazarı tanımayı her şeyden çok istiyormuş: “Benimle Mexico City’deki Bamer Oteli’nde buluşacağına ilişkin bir söz almayı başardım. Ancak gelmedi. Bir sabah, oraya gidişimden yaklaşık bir hafta sonra, şafak söktüğünde uyandım ve yatağımın ucunda birisinin, bana kartvizit uzatan bir adamın durduğunu gördüm: “Hal Croves. Tercüman. Acapulco ve San Antonio.”

Daha sonra adam Huston’a bir mektup uzatmış. Mektupta Traven hasta olduğunu, büyük randevuya gelemediğini, ancak dostu Hal Croves’un, yapıtları hakkında kendisi kadar bilgili olduğunu, bu nedenle her türlü soruya cevap verebileceğini söylüyormuş.

Gerçekten de, Traven’in sinematografik temsilcisi olduğunu söyleyen Croves, onun yapıtıyla ilgili her şeyi biliyormuş. İki hafta aktif olarak filmin çekimlerine katılmış. Tuhaf ve samimi bir adammış; hoş bir konuşma biçimi varmış ama bu, bazen bitmez tükenmez bir konuşmaya dönüşüyor ve Carlo Emilio Gadda’nın bir kitabına benziyormuş. En sevdiği konular ise, insanoğlunun çektiği acılar ve dehşetmiş. Çekimler bitince, Huston ve yardımcıları onu daha iyi tanımaya başlamış ve söz konusu sinematografik temsilcinin bir hilekâr olduğunu anlamışlar. Evet, anladınız… O, büyük olasılıkla Traven’dan başkası değilmiş.

Film gösterime girdikten sonra B. Traven’in kimliğinin esrarını çözmek moda olmuş. Bu adın arkasında bir Honduraslı yazarlar topluluğu olduğu bile söylenmiş. Anılarında yazdıklarna bakılırsa, HustonHal Croves’un Avrupa kökenli, Alman ya da Avusturyalı olduğunu düşünüyormuş. Yazdıklarındaki en tuhaf şeyse, romanlarının hep bir Amerikalının Batı Avrupa denizlerinde ya da Meksika’daki yaşadıklarını anlatmasıymış. Sonunda iş öyle bir noktaya gelmiş ki bir Meksika dergisi, “sinematografik temsilci” Croves’un gerçek kimliğini araştırmak amacıyla onu gözetlemek üzere iki muhabir yollamış. Acapulco yakınlarında, cangılın sınırındaki küçük bir dükkanın karşısında bulmuşlar Croves’u ve o uzaklaşana dek bekledikten sonra kapıyı zorlayarak içeri girmişer. Yazı masasını incelediklerinde B. Traven’ın imzaladığı üç elyazmasının yanı sıra, başka bir ismin imzasını taşıyan elyazmaları da bulmuşlar. Bunlar, Croves’un Traven Torsvan adını da kullandığının kanıtıymış. Farklı gazetecilerin araştırmaları, onun dördüncü bir ad daha taşıdığını ortaya koymuş: Ret Marut, yani 1923’te Meksika’da kaybolmuş anarşist yazar… Bir süre sonra taşlar yerine oturmuş… Anlaşılan, Croves yardımcısı Rosa Elena Lujan’la evlendikten birkaç yıl sonra, 1969’da ölmüş. Ölümünden bir ay sonra dul eşi, B. Traven’in aynı zamanda Ret Marut olduğunu doğrulamış.

Anlaşılan Traven, gerçek adını gizlemek için, kitaplarında olduğu kadar gerçek yaşamda da şaşırtıcı çeşitlilikte adlar kullanmış. Traven Torsvan, Arnolds, Traves Torsvan, Barker, Traven Torsvan Torsvan, Berick Traven, Traven Torsvan Croves, B. T. Torsvan, Ret Marut, Rex Marut, Robert Marut, Traven Robert Marut, Fred Maruth, Fred Mareth, Red Marut, Richard Maurhut, Albert Otto Max Wienecke, Adolf Rudolf Feige Kraus, Martinez, Fred Gaudet, Otto Wiencke, Lainger, Goetz Ohly, Anton Riderschdeit, Robert Beck-Gran, Arthur Terlelm, Wilhelm Scheider, Heinrich Otto Baker ve Otto Torsvan. Adlarından daha az uyruğu varmış, ancak bu liste de kesinlikle kısa sayılmazmış: Çeşitli durumlarda, İngiliz, Nikaragualı, Hırvat, Meksikalı, Alman, Avusturyalı, Kuzey Amerikalı, Litvanyalı ya da İsveçli olduğunu söylemiş.

Lanetli bir durum da varmış sanki ortada… Biyografisini yazmaya niyetlenenlerden Jonah Raskin kısa sürede delirecek hale gelmiş. Önceleri Rosa Lujan’ın yardımına güveniyormuş, fakat kocasının ne şeytan olduğunu onun da bilmediğini sonradan fark etmiş. Bütün bunlar yetmiyormuş gibi, üvey kızı da babasını bir zamanlar Hal Croves’la konuşurken gördüğünü söyleyerek durumu daha da karmaşık hale getirmiş.

Jonah Raskin sonunda B. Traven’ın biyografisini yazma düşüncesinden vazgeçerek kendi çılgın arayış sürecini anlatmaya karar vermiş. Akıl sağlığını tehlikeye atmasına ramak kaldığını fark edince de bu işin peşini bırakmış. Ama tabii çok geç kaldığı aşikarmış. Zira artık Traven’ın giysileriyle geziyor, onun gözlüklerini takıyor, hatta Hal Croves adını kullanıyormuş.

Romanlarının ve öykülerinin kahramanı olan proleter ve lümpen proleterleri macera ve zaman zaman da kara mizahla harmanlayarak sunan Traven, anlatımlarının tamamını ezen-ezilen, sömüren-sömürülen perspektifinden vermiş biri. Bu nedenle tanınmayı, hatırlanmayı, okunmayı hak eden biri.

KAYNAKLAR:

  1. https://www.amazon.com
  2. Pamuk İşçileri, Traven.
  3. B. Traven (İngilizce)
  4. B. Traven’in gerçek adı neydi?
  5. Lanetli bir edebi sır: Ünlü yazar B. TRAVEN gerçekte kimdi?
  6.  Traven’ler(!)

16.08.2019 / Güncelleme 03.10.2019

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s